RSS Feed!

Son Yazılar

Son Yorumlar

‘Eğitim’ bölümü arşivi

Eğitim Sistemimiz Neden İyi Değil?

Öncelikle bu yazıyı okumaya başlamadan önce bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum: Yazı, bir “önyargı” olarak, eğitim sisteminin iyi olmadığını söyleyerek başlıyor. Bu nedenle eğitim sisteminde bir sorun gör(e)miyorsanız, bu başlık size uygun değildir.

İkincisi, eğitim sisteminin tamamen iyi yada tamamen kötü olduğu tartışılmamakta yada bu yargılardan her hangi birisi desteklenmemektedir. Ancak mevcut durum şudur ki, insanların büyük bir kısmı, özellikle de öğrenciler ve veliler, sürekli eğitim sisteminin iyi olmadığından yakınmaktadır. Bu yazı özellikle de bu kesime hitaben kaleme alınmıştır.

Devamı...

Köle değil öğretmen!

Öğretici, belleten, öğrenme işini görev edinmiş; önce çocukların, sonra gençlerin öğrenmelerini kolaylaştıran, yol gösteren, yeteneklerini geliştiren, önderlik eden, model olan insanlar.

Sevgili öğretmenler.

Saygıdeğer hocalar.

Öğretmen, bir yetenek madencisidir. Yedi kat yer altından kömür çıkartan madenci gibi öğretmen de “öğrencilerdeki yeteneği” bulucu, ortaya çıkarıcı, önünü açıcı, yüreklendirici ve yetenek parlatıcısıdır.

Anne baba başaramaz.

Yeteneği, ilk öğretmen hisseder.

Hiç düşündünüz mü?

Hayal ettiniz mi?

İlköğretimde sınıf başına ortalama 60, liselerde ise derslik başına ortalama 53 öğrencinin toplandığı; eleştiri esprisine sahip, hem zeki ve hem çalışkan hem de haylaz olabilen ve büyük çoğunlukla öğretmenlerini “yaşlı ve sıkıcı, dersleri de bunaltıcı” bulan ele avuca sığmaz çocukları zaptetmek nasıl bir iştir?

Öğretmenlik kolay görünür.

Zor meslektir.

iii

Dünya’nın en ileri ülkeleri ABD, İngiltere, Japonya, İsveç, Finladiya’da da zor, Türkiye’de ise çok daha zor meslektir.

Türk öğretmeni köledir.

Köleleştirilidi.

Köle şartlarında yaşatılıyor.

Köle şartlarında çalışıyorlar.

Öğretmen maaşı düşük.

Çok düşük.

Çoğunluğu halk çocuğu.

Yoksul ailelerden geliyorlar.

Öğretmenlerin:

Yüzde 48’i ek iş yapıyor.

Yüzde 57’si kirada oturuyor.

Yüzde 82’si bankaya borçlu.

Yüzde 34’ü tüketici kredisi…

Yüzde 29’u otomobil kredisi…

Yüzde 14’ü konut kredisi borçlusu…

Yüzde 49’u “yeni bir takım elbise alırken çok zorlanıyorum” diyor. Yüzde 36’sı maaşlarından her ay ancak 25 YTL’yi sosyal yaşamda gelişme ve etkinlik için ayırabiliyor.

Okulların:

Yüzde 46’sının bahçesi dar.

Yüzde 49’u kalabalık.

Yüzde 52’si derslik sıkıntısı içinde, yüzde 50’sinin sıra-masa-tahta türü donanım eksikliği var. Yüzde 65’inin ders aracı yok. Yüzde 66’sının tuvaleti bakımsız. Tek bir tuvaleti ilk öğretimde 117, liselerde 145 öğrenci kullanıyor. Her dört okuldan 3’ü (yani okulların yüzde 74’ü) dönem başlarında veli ve öğrencilerden toplanan harçlık, katkı payı türü yardımlarla ayakta duruyor. Derslik başına ilköğretimde 60, liselerde 53 öğrenci düşüyor.

Müzik odası yok.

Dil laboratuvarı da yok.

(Kaynak: Eğitim Emekçileri Derneği ve Eğitim Sen’in yaptırdığı son araştırmalar)

***

İlköğretim ve liseler dahil 600 bin öğretmen var ancak bunların 100 bini ücretli ve vekil öğretmen olarak çalıştırılıyor. Ülkenin doğusunda, batısında, güneyinde, kuzeyinde yaşları 22-25 yaş arasında genç öğretmenler sözleşmeli olarak ayda 280 YTL ücretle çalışıyor. Sözleşmeli olmayanların aylığı ise 800 ile 900 YTL arasında… Yılda yaklaşık 7 bin 500 dolar ediyor. Avrupa ülkelerinde ise öğretmenler yılda ortalama 30 ila 40 bin dolar maaşla çalışıyor.

Okullarda öğretmen açığı var.

200 bin öğretmen ise işsiz.

15 yıl okumuş.

Öğretmen olmuş.

İşsiz.

15 yıl okumuş.

Öğretmen olmuş.

Ayda 280 YTL’ye çalışıyor.

Eli mahkûm çalışıyor.

Yani çalıştırılıyor.

Öğretmen değil köle.

Ve tablo buyken onlar; hem zeki ve hem çalışkan, hem de haylaz olabilen ve büyük çoğunlukla öğretmenlerini “yaşlı ve sıkıcı, dersleri de bunaltıcı” bulan ele avuca sığmaz bir sınıfa doldurulmuş 60 çocuğun içindeki yeteneği bulup parlatmaya uğraşırlar.

Onlar saygıdeğerdirler.

Bugün Öğretmenler Günü.

Kutlu olsun.

Köle değil öğretmen! – Necati Doğru (Vatan) – 24 Kasım 2007

Ekolojik Bilinçlenme

Dr. Çağatay Tavşanoğlu – Ekolojist.

Hacettepe Ünv. Ekoloji A.B.D Başkanlığı

Ekoloji, canlı ve cansız varlıkların ortamlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen bir temel bilimdir. Ancak, sanayi devriminin olumsuz yan etkileriyle karşılaşmaya başladığımız yıllardan beri, insan ekolojisinin ortaya çıkışıyla, çok daha kapsamlı ve çok disiplinli bir bilim dalı haline geldi. Ekolojinin bu kapsamlı halinden bile daha geniş bir yelpazede ele alınabilecek olan ekolojizm ise bir hayat görüşü ve çevrecilikle karıştırılmamalı (bkz., Ünder, 1996). Günümüzde “çevrecilik!” adı altında oynanan komedya, ne yazık ki toplumun büyük bir kesimini sarmış durumda, her gün “çevreci” kampanyalara TV’lerden parasal destek isteniyor. Bankaların ATM’lerine para çekmeye gittiğinizde karşınıza çıkan seçeneklerden biri bazı ağaçlandırma faaliyetleri için para gönderme seçeneği. Belki bu gibi kampanyalarda, hem bu kampanyaları düzenleyen hem de kampanyalara katılanlar açısından iyi niyetle yola çıkılıyor olabilir. Ancak ekolojik bilincin olmadığı bir ortamda, bu tür “çevre dostu” kampanyaların çoğunlukla gösterişten ibaret kalmakta olduğunu üzülerek izliyoruz.

Devamı...

Öğretmen Yetiştirme

Bir kafese beş maymun koyulur. Ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar.

Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde buz gibi soğuk suyla ıslatılır… Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar.

Daha sonra, suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınarak yerine yeni bir maymun koyulur. İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur; fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler.

Daha da sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir. Ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur.

Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Bu yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur.

Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir.Tepelerinde bir hevenk muz asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.

Biyoloji Dersi 9. Sınıf Müfredatı Doğru Mu?

Bilindiği gibi, 9. sınıf 8. sınıfın devamı gibi görünse de aslında eğitim sistemimizde ortaokul ve lise ayrımı devam etmektedir. Liseye geçen öğrenciler, ortaokuldan farklı, daha akademik ve daha detaylı bir eğitim almaya başlar.

Devamı...

Üniversite Nedir?

Eflatun ve Aristo’nun hiçbir politik ve dini baskı unsuru olmadan öğrencileri ile felsefi tartışma yarattıkları ortamdan esinlenerek günümüze kadar evrensel ölçekte bağımsız ve tüzel kişiliğe sahip kurumlar olarak “universitas” üniversite adını almışlardır. Üniversite felsefi tartışma ortamında akıl sürecini duygusal sürecin önüne alarak kişilerin olayları görerek ve tartışarak farkına varılabilirliğini sağlayan ortamlardır. Üniversiteler adı üstünde evrensel kurumlar olup geçmişten günümüze otoriteden bağımsız olarak bilgi üretmek ve yaymak konusunda çetin bir mücadeleden geçerek ve halen de bunun içinde olarak bugünlere kadar geldiler.

Devamı...

Bilim İnsanı Kimdir?

Bilim insanı evrendeki olay ve olguları inceleyen, onun altında yatan gizemin kaynağını araştıran ve bu gizemin nedenlerini anlamaya çalışan ve anladıklarını basitleştirip kitlelerin anlayabileceği bir şekilde yayın yolu ile duyuran kişidir.

Devamı...