Aklın, Sokrates’ten bu yana, yobazlık ve hurafeye karşı açtığı savaş henüz kazanılmış değildir.
Isaac Asimov
Bilimlerin henüz gelişmediği insan merkezli dünyanın ilk dönemlerinde insanın kendisini ve içinde bulunduğu yaşamı algılama çabasının çoğunlukla mitolojik korkuların da etkisi ile teolojiyi doğurduğu bilinen bir gerçektir. Ancak gelişen akıl, teolojinin kendisine sunduğu açıklamaları yeterli veya doyurucu bulmadı ve bu durum zamanla insanoğlunu iki eylem için belli eğilimlere ve buna bağlı olarak da iki temel kampa yöneltti. Bu eylemlerden birincisi “bilmek” tir. Kişi içine doğduğu dünyayı algılar, görür ve bilir – ya da en azından bildiğini varsayar.
İkinci eylem ise “inanmak“tır. Bilme gücü sona ulaştığında, önündeki bilinmezlik denizine karşı insanın iki temel seçeneği vardır;
1. Bundan sonrasını bilmiyorum.
2. Ben bilmiyorum ama başkaları biliyor, onların bildiklerini kendi bilgim ilan edeyim ve inanayım.
Devamı...