Cumhuriyet’in 85. Yılı
Yeni bir ülkenin temellerinin atıldığı kurtuluş savaşı bu coğrafyanın düşmandan, cumhuriyet ise çağ dışılıktan kurtulmasını sağlamıştır. “Demokrasi ilkesinin en çağdaş ve en akılcı uygulamasını sağlayan yönetim şekli cumhuriyettir.” sözleriyle yüce Atatürk tarafından övülen cumhuriyet, Türkiye için sadece bir yönetim şekli değil, tarihimizin en büyük çağdaşlaşma, milletleşme ve sosyalleşme hamlesidir.
Cumhuriyet, toplumu ümmetten ulus, bireyi kuldan yurttaş konumuna yükselten bir aydınlanma devrimidir. 29 Ekim, bir doğuşun, bir devrimin, kısacası bir mucizenin yıldönümüdür.
Cumhuriyet bir karakter, sosyal yaşama bir bakış açısı, kötü ve yanlış olana karşı bir tavır, iyi ve doğru olandan yana bir eylemdir.
Değerli meslektaşlarım;
Bizler, Cumhuriyet’i koruyacak, payidar kılacak, yükseltecek ve yüceltecek kişilikli, nitelikli bireyler yetiştirdikçe, Cumhuriyetimizin nice yıldönümleri huzur ve mutluluk içinde kutlanacak; hem bu topraklar, hem insanlık ailesi bu büyük milletin karanlık karşısındaki cesaretinden feyz almaya devam edecektir.
Cumhuriyet ülküsünün daimi olmasında omuzlarımızdaki yükün ağırlığının, önümüzdeki yolun uzunluğunun ve şartların zorluğunun farkındayız. Ama bu yolda; hain ve işbirlikçilere taviz vermeden ilerlemeye devam etmek, bizlere devredilen emaneti geliştirip büyüterek bizden sonraki nesillere en iyi şekilde teslim etmek, emanetimizi teslim alacak olan gençleri doğru ve nitelikli şekilde yetiştirmek bir görev olduğu kadar, onurumuz ve namusumuzdur.
Değerli öğrenciler,
Cumhuriyet çocukları fikrî, ilmî ve bedeni yeterliliği gelişmiş, nitelikli çocuklardır. Yalnız bu toprakların umudu ve koruyucusu değil, insanlığın en büyük liderleri, ilerlemenin ve erişilmesi güç barış ve mutluluk dolu büyük insanlık ailesi fikrinin öncüleridir.
Taşıdığınız bu emanetin ağırlığı ve sorumluluğunun bilincinde olduğunuza inanıyor ve güveniyoruz.
Sayenizde Türk Milleti bu günlere nasıl geldiğini unutmayacak ve şanlı geçmişini koruyarak aydınlık geleceğine sımsıkı sarılmaya devam edecektir.
Hürriyet ve bağımsızlığın kıymetini; erdemli, özverili, çalışkan gençler, savaş alanlarında şehit düşenler kadar iyi bilirler. Bağımsızlık, hürriyet, cumhuriyet ve bunlar gibi yüksek karakterli kavramlar savaşarak değil, bunların değerini bilerek korunur.
“Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkûmdur.”
“Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. …Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver (eksen) üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.” derken Atatürk; bağımsızlık, hürriyet, cumhuriyet gibi yüksek karakterleri kavramların korunması için doğru yolu işaret etmektedir.
Kendilerine karanlık dünyalarda dost, rehber veya yardımcı aramak gibi bir yanılgı içine düşerek akıl ve bilim pusulasını umursamayanlar kendileri için hazırlanmış derin bir boşlukta yok olmaya meyillidir. Oysa sizler, bizim cumhuriyetçi gençliğimiz; kültürlü, aydın, çalışkan, üretken, başı dik ve onurlu mecbursunuz.
Hedefiniz yüce milletimizin onur ve mutluluğu, rehberiniz akıl ve bilim, yolunuz aydınlık olsun diyor, hepimizin bayramı en içten duygularımla kutluyorum.
BilimarT|Halk İçin Bilim