« Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar | Anasayfaya Dön | Zehirliyse Türkler Yesin! »

GDO Yasak Mı? | Bu yazıyı öner!

↓ Yazıya geç!

Tarafsız olmak içn elimizden geleni yapmamıza rağmen gözlemlediğimiz bir şey var ki, internet denilen kontrolsüz okyanus bu konu ile ilgili olarak büyük bir bilgi kirliliği içermekte. Elbette “hangi konuda bilgi kirliliği yok ki” denerek bu konu hafife alınabilir. Ama almamak gerektiği konusunda hemfikir olmalıyız.

Bir ’nun veya bu yolla elde edilmiş bir ürünün bir ülkede var olması bunu “satmaya” ihtiyaç duyacak birilerinin olmasına bağlı.

Bir kere şu konuda anlaşmamız gerekli: Dünyada hiçbir şey bunu finanse edecek birileri olmadan çalışılmıyor. Tüm çalışmalar para gerektirmekte ve kaynak ayırlmamış çalışmanın yapılması mümkün değil.

Bir kişi veya kurumun bir çalışmayı desteklemesi için de bundan “kar elde etme”yi umması gerekiyor, hatta karlı çıkacağını garantilemesi gerekiyor.

Dolayısıyla her tür bilimsel çalışmanın altında mutlaka bir kar mantığı yatıyor.

Bir ’nun ülke içinde kullanıma sunulması sürecinde üretici firma öncelikle ilgili ülkeye resmi bir başvuruda bulunur. Başvuruyu alan ülkenin -var olan- bilimsel komisyonu üretim sürecini ve içeriğini inceler, genetik değişm yüzdesine bakar. Daha sonra çok kapsamlı bir risk analizi uygular. Eğer ürün “ülke tarafından belirlenmiş kriterler”e uygunluk taşıyorsa, ürünün kullanımına kısmen izin verilir. Kısmen diyoruz çünkü doğrudan insan tüketimi için izin verilmesi mümkün değildir. Bu anlamda en üst düzey izin bu genetik ürünün üretiminin de serbest bırakılmasıdır. Ancak bu uzun zaman ve detaylı inceleme gerektiren bir süreçtir.

Eğer bilimsel komisyon ürünün ulusal kriterleri karşılamadığını düşünürse ürünü yasaklar.

Bu anlamda dünyada yasak değildir, ama kimi internet sitelerinde yer alan bu ifade gerçeği tam olarak iafde etmez. Genel anlamda yasak değildir ancak her bilimsel kurul tarafından incelenerek, kullanım alanı, genetik değişim yüzdesi ve taşıdığı riskler oranında ya tamamen yasak, ya kısmen yasak yada tamamen serbesttir.

Şimdi dananın kuyruğunun koptuğu noktaya gelmekteyiz:

Bir şirket bir ürünü piyasaya sürmeden önce kendisi bir takım analizler yaparak bu verileri başvuru yaptığı ülkelere teslim eder. Doğaldır ki “kimse yoğurdum ekşi” demez. Herkes kendi ürününü sağlıklı ve yararlı olarak gösterme eğilimindedir.

Halk sağlığına önem veren ülkeler, konuya ilişkin çok net bilimsel kriterler belirlemiş, uzmanlar yetiştirmiş, denetleme kurulları kurmuş, mevzuat ve yasalar hazırlamış, laboratuvarlar yapmıştır, bu nedenle bu ülkelerde rastgele üretilmiş, risk analizleri iyi yapılmamış ürünlerin şirketleri tatmin edecek ölçüde satılması mümkün değildir.

Bu durumda şirketler nereye yönelir? Halk sağlığına yeteri önem vermeyen, bürokrasisi doğru işlemeyen, sağlık ve denetleme birimleri siyasi etki altında, tarafsızlık ve bilimsellik gibi kriterleri yerleştirememiş, parasal anlamda bu alanlarda yatırım yapmayan ülkelere!

Kendileri doğrudan bu ilkeye girmeyi masraflı buldukları durumlarda, o ülkenin içinden birisini ortak veya ithalatçı olarak alırlar ve ülkenin içinden, yerel bir firmanın bu ürünü, siyası ve finansal bağlantıları ile satışa sunmasını talep ederler.

Ülkemizde ne ’larla ilgilib ir mevzuat ne de uluslar arası onaylanmış bir laboratuvar mevcut değildir. Bu konuda bir yatırım yapılmadığı gibi uzman yetiştirilmesi de söz konusu olmadığından sivil toplum kuruluşları GDOların kullanımına itiraz etmektedir.

Çeşitli kişi ve kurumlar ise halk arasında yukarıda izah edilen basamakları açıklamadan pozitif bir görüşün yaygınlaşması için uğraşmaktadır.

.
BilimarT

Biyoetiketler: ,

Benzer Yazılar:

Yorumlar (Siz ilk Olun!)

Henüz bir yorum yok, Siz ilk olabilirsiniz.

Bir şeyler söyle

- Why ask? This confirms you are a human user!

Dünya var olduğundan bu yana, hiçbir otorite kendisinin eleştiri konusu yapılmasına istekli görünmemiştir. — Nietzsche

Add to Google eXTReMe Tracker